nasmina - Blogcu


nasmina

10/5/2009 - Anneler Günü




Annemiz Üstüne

Sözümüz anne bugün.
Özümüz anne,
Konumuz anne bugün.
Bakışlarımız anne üstüne,
Gülüşümüz anne üstüne,
Düşlerimiz anne bugün.

Küçük yüreklerinize,
Dünyalara sığmayan
Annelerinizi doldurun bugün.
Anne sunun etrafınıza,
Anne sunalım dost ve düşmana;
Ayırmadan.


Anne üleşin, üleştirelim annelerimizi
Anne doldurun bardaklara.
Sonra karıştırın tüm içtenliğinizle.

Çorbanıza anne tuzu,
Tatlınıza anne şekeri katın bugün.

Hikâyeleriniz anne üstüne,
Şiirlerde anne anlatın.

Anneyi resim edin,
Anne rengiyle boyayın.
Anne oynayın
Anne coşun
Anne taşın bugün.

Çiçekleri anne sularıyla büyütün.
Anne yağmurlarında ıslanın birlikte.

Denizler anne sevginizden küçük,
Dağlar anne sevginizden alçak,
Anne sevginiz evren kadar geniş olsun.
Anneniz olsun,
Anne olun,
Kaleminiz anne yazarken,
Kitabınız anne anlatırken,
Çantanızda anne taşırken,
Adınız anne
Soyadınız anne olsun.
Aşınız anne,
İşiniz anne,
Kokunuz anne bugün.

Anne ruhunuz,
Anne bağınız,
Anne çağınız,
Anne dağınız kaybolmasın yaşadıkça.

Bugün;
Anneler kadar sevin,
Anneler kadar sevilin,
Anne dünyanızda
Anne yüreğiniz olsun.

Annesiz kalmayın.
Annenizle kalın. 


Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/4/2009 - Mimlendim...

Sevgili arkadaşım  http://kardelenim77.blogcu.com tarafından mimlenmişim...Biraz zor sorular cevaplayalım bakalım...

1 ) Yıl sonunda zengin olmak koşulu ile bir yıl boyunca her gece kabus görmek ister miydiniz?
Kesinlikle hayır. Bir yıl boyunca göreceğim kabuslar ya beni  tımarhaneye attırırsa  zenginliğin bana  ne faydası olur dimi...

2) Kör olma ve sağır olmak arasında nasıl bir seçim yapardınız ?
Aslında ikisinide istemem.Ama illede bir seçim yapmam gerekiyorsa sağır olmayı seçerdim. (duymasam bile uydururum dimi :D)

3) Öleceğiniz anı bilmek ister miydiniz ?
Asla o sıkıntıyı göze alamam...

4) Bu gecenin son geceniz olacağını öğrenseniz birine söylemediklerinizden dolayı üzülür müydünüz ?
Söylemem gereken şeyler için tabiki üzülürdüm...

5) Bir yıl boyunca her şeyin mükemmel olduğu ancak yıl sonunda o yılı
unutacağınızı bile bile yaşanmasını ister miydiniz ?
Bilemiyorum...Ama unutacağım şeyleri yaşamanın ne anlamı var...

6) Eviniz yanıyor , aileniz ve siz kurtuldunuz son bir kez daha eve girme şansınız olsa neyi kurtarırdınız ?
Hımmm...Valla ben cesaretimi toplayıpta şansımı kullanamazdım herhal...

Bende birilerini mimleyim adet yerini bulsun hadi...

http://vandanesintiler.blogcu.com
http://blogcuabla.blogcu.com
http://baligim.blogcu.com
http://tees.blogcu.com

kolay gelsin arkadaşlar...


Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/4/2009 - Herkesin Sıkça Yaptığı Hatalar

İnsanlar hayatı hata yaparak öğrenir.. Ancak hepimizin sıkça yaptığı ortak hatalar da vardır. İşte ders almamız gereken en sık yapılan hatalar ve hedefinize ulaşmanızı sağlayan öneriler..

1.Sorunları ve hedeflerinizi ertelemek
Sorunlarınızı her zaman ertelemek insanların yaptıkları hatalardan en yaygını.. Hedeflerinizi asla ertelemeyin. Sorunlarızın üstünü örterek görmezden gelmeyin. Yeni yılın ilk ayını doldurduk bile, hala hedeflerinizi gerçekleştiremediyseniz daha fazla ertelemeniz için neden yok. Yavaş yavaş hedefinize doğru ilerlemeye gayret edin.  Yapılması gereken değişiklikleri, ne zaman ilerleyeceğinizi ancak siz bilirsiniz. Bir süre bununla ilgili planlar yapın ve uygulamaya koyun.

2. Acele etmek
Beklentilerinize ulaşmak için acele etmeyin. Yeni yılla ilgili beklentilerinizi olduğundan yüksek tutmuş  olabilirsiniz ancak vazgeçmeyin. 3, 6, 9 ay içinde yaşamınızda büyük değişiklikler yapabilmeniz çok düşük bir ihtimaldir.  Yaşamınız 6 ay ve 1 yıl arasında değişebilir. Hedefinize ulaşmanız için gereken zamanı doğru hesaplayın. Hayalinizin kısa sürede olmasını ya da size altın tepsi de sunulmasını beklemeyin.

3. Tek başına hareket etmek
Yanız kalmayın, birine danışın. Kilo vermek istiyorsanız zayıflayan birine nasıl başardığını sorun, sigara bırakmak için sigarayı bırakan birinden destek alın, işinden ayrılan biri varsa sonrasını öğrenin. Doğru yolu bulmak için deneyimlere, bilgiye ihtiyacınız var. Bunu yalnız yapmaya çalışmayın. Bir plana ihtiyacınız var. Hedeflerine ulaşan iyi insanların biyografilerini okuyun. İstediğiniz gibi bir değişikliği kimlerin yaşadığını biliyor musunuz? Ne kadar çalıştılar, ne kadar zaman aldı, ne yaptılar öğrenin.

4. Kaldıramayacağınız yükün altına girmek
Üstesinden gelemeyeceğiniz, kaldıramayacınız yükler edinmeyin. Hayatınızda 5 şeyi değiştirmek isterseniz hiç birşeyi değiştiremezsiniz. Eğer bu yıl sigarayı bırakma, taşınma, ruh eşinizi bulma, kariyer değişikliği ve iyi maaş beklentiniz varsa üzerine sağuk su içebilirsiniz. Gerçekten istediğiniz şeyi elde etmek istiyorsanız en çok iki tanesini belirlemeniz doğru olacaktır.

Kendinize sorun: Bu yıl gerçekten mutlu olmak için ne yapmalıyım?  Beyniniz istediğiniz şeye daha iyi odaklanacaktır.

5. Geçmişte yaşamak
Sorunların en büyüğü günü takip edememek, geçmişte yaşamaktır. Geçmişe aşırı bağlı biriyseniz umduğunuz şeyleri elde etmeniz daha zor olacaktır. Geçmiş, gelecekte yapacağınız yanlışları bildirmez. Geçmişte edindiğiniz sizi engelleyen hayalet korkularınızdan kurtulun. Kendinizi affedin, geçmişte yaşadıklarınızı kabul edin ve olumsuz tecrübelerinizden ders alarak geleceğinizi şekillendirin. Geleceğinizi siz şekillendirin.

Alıntıdır...

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/4/2009 - SMART BLOGGER AWARD ÖDÜL'ÜM

sevgili arkadaşım elif'im (http://elahobi.blogcu.com) bu ödülü bana layık görmüş kendisine çok teşekkür ediyorum...

 
çok zor bir seçim olacak yine ama kurala göre bu ödülü 7 kişiyle paylaşmam gerekiyor
ödülümü paylaşmak istediğim arkadaşlarım
http://vandanesintiler.blogcu.com
http://benimblog.com/lal
http://nurmutfakta.blogcu.com
http://kardelenim77.blogcu.com
http://berrenuraydemir.blogcu.com
http://rengarenk39.blogcu.com
http://myoopie.blogspot.com

ve tüm blogcu arkadaşlarıma sevgilerle...



1-ödül verenin linkini  yayınlamak

2-ödül verdiğin kişilere haber vermek

3-Bu ödülü verdiğin blog sahibinin linkini vermek... 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/3/2009 - Büyümüşüm Ben Anne



Büyümüşüm ben anne
Yine gülüp geçme
Bu sefer ki sahi…

Artık, koşmaz olmuşum kalabalıkta
İsteğimi ağlayarak ifade edemez olmuşum
İçime atmışım yaşanmışlıkları
Ağlarken hıçkıramaz
Gülerken dişlerimi gösteremez olmuşum!..


Hayat pembeyken kararmış bi anda
Gerçekler canımı yakmış
Acılarla boğuşmuşum
İnsanları tanıyamaz, güvenemez olmuşum anne
Birine kapıldım mı vazgeçemez…
Özlemimi dile getirememişim
Ve içimden geleni söyleyememişim!..

Korkmuşum, kaçmışım hayattan
Bir zaman sonra da sıkılmışım yaşamaktan
Büyümüşüm be anne
Ve bi damla su gibi düşmüşüm ayak izine…

Kaybetmekten hep korkmuşum
Dalgaya alınınca susmuşum
Beğenilmeyince ağlamışım
Hep mutlu kalırım sanmışım…

Mamamın ayağıma geldiği günleri
Özler olmuşum…
Piknikteki hamağı,
'Allah analı babalı büyütsün' sözlerini duymayı…
Boğuşmayı özler olmuşum
Çimlerde yuvarlanmayı!..

Masal anlatan teyzenin sesi gelmiş kulağıma
Gözlerimde dolmuş ama
Ağlayamamışım, utanmışım
Sen gülüp geçsen de büyümüşüm anne
Küçük kızın olarak kalamamışım…

Ölümü de anlamışım
Ölenin geri gelmediğini
Ve onunla ölünmediğini…
Hayat öğretmiş tüm bunları bana!
Bir varmış bir yokmuş diye başlamış
Ama sonunda üç elma gökten bana sarkmamış…

Madem hayat filmmiş
Benim senaryoma ne oldu anne?
Seni de sıktım değil mi?
Durup dururken bunalttım yine…

Çocuklumu çok özledim

Beni, geri götürsene !!!!!.....

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/3/2009 - Doğum Günü




yok canım unuttum çoktan öyle şeyleri  bir iki telden telefon ordan şurdan oğluştan ufak bir hediye belki. bazen beyden de. işte geçti bir yıl daha  doğum günü dediğin nedir ki...

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

20/3/2009 - Gönül Tatlısı




1 adet lekesiz gönül 1 adet açık yürek 500 gr güleryüz 250 gr tatlı dil 100 gr hürmet 1 çorba kaşığı sevgi 1 çay kaşığı hoşgörü 1 su bardağı iyi niyet 1 tutam samimiyet 1 ölçek dürüstlük göz kararı saygı Hazırlanışı Gönülü duygu taşına atıp güler yüz ile karıştır. Ağzında yumuşattığın tatlı dili üzerine ilave ederken, sevgi ve saygıyı ince ince üzerine ekle. Hürmet, iyi niyet ve hoşgörüden meydana gelen şurubuda buna kat. Samimiyet ölçüsünde parçalara bölerek dürüstçe hayata diz ve yüreğinde pişmesini bekle. Yüreğinde pişirdiğin bu sevgi tatlısını karnın acıkınca değil, ruhun acıkınca ye. Ruhumuzun ihtiyacı insani güzel his ve duygulardır. Umarım onları koruyabilen insanlardan oluruz.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/3/2009 - Çocukluğum



Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babanım bile anahtarı yoktu. Annem evimizin bir parçası gibiydi,hep evdeydi.
Heryere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki.
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
Sokakta oynamak diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya, zıplaya yürüyerek gelirdik.
Servis falan yoktu. Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar oyuna bile dalardık.
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik.
Kısacacı evine girip gelen ( ki sadece çişi gelen giderdi evine ) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu.
Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır,çantamızın üstüne koyar oyun bitince geri alırdık. Çok garip ama kimse almazdı. Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırırlar, kavga edince barıştılırdık. Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı.
Sonra kavgalarımız da öyle ustura, falçata ile olmaz, onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi, en fazla saçlarımızdan
çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık.
Birbirimizin suyundan içer, elmasına diş atardık.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık. Düşerdik ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik. Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik.

Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki. Komşumu tanımıyorum ama evinin camında, temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum. Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem.
Evimizi kendimiz temizlerdik, kapı silmece ; bilmem kaç kuruş hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri.
Evlerimiz var içinde yaşayan yok. Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler, girip çıkan yapay insanlar...
Ruh yok, buz gibi buz, bu biz değiliz..

Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız, onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ' vale ' lerin, ' bady ' lerin beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma,ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.

Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni,ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk ?
Biz mi istemiştik?
Yoksa hak mı ettik?
Ne dersiniz.....?

Sevgiyle ve sağlıcakla kalın.

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/3/2009 - Gezici Blog



Anne ve Melek  gezici blog otobüsü pazartesi ve salı bana geliyorlarmış...Buyursunlar efendim hoşgeldiniz sefalar getirdiniz...Sevgili arkadaşlarımı ağırlamaktan onur duyarım...İstediğiniz gibi gezin keyfinize bakın...İkramlarımız kahve ve çikolatadır afiyet bal şeker olsun...






Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/3/2009 - Baldan Umut

Köyün birinde arıcılıkla uğraşan bir ailenin beş altı yaşlarındaki çocuğu yemeden içmeden kesilivermiş. Su ve bal dışında bir şeyin yüzüne bakmıyormuş. Ne ekmek, ne süt, ne şeker kesinlikle yemiyormuş. Ailenin, akrabaların, arkadaşların, tüm köy halkının çabaları işe yaramamış. Ufaklık balı parmaklıyor, başka hiçbir şeyi ağzına koymuyormuş. Gitikçe zayıflayan çocuğu doktor doktor, hoca hoca gezdirmişler. Büyülere, telkinlere götürmüşler. Para etmemiş. Çocuğun gözü baldan başka bir şey görmüyormuş. Tabii ağzı ve midesi de öyle...

Sonra bir gün bilen kişiler bir erenden övgüyle bahsetmişler. Her gün bir kapıya giden aile, iskelete dönen çocuğu alıp eren kişinin kapısına varmış. Yaşlı adam onları uzun uzun dinledikten sonra bir iç geçirmiş ve demiş ki:
- "Bilmiyorum, belki elimden bir şey gelir ama bana on gün müsaade etmeniz gerekir. Yine de size söz veremem. On gün sonra ne olur bilemem. Belki bir yardımım dokunur."
Ailenin tüm ısrarlarına rağmen yaşlı adam on gün sonra görüşmek üzere onları yolcu etmiş.

On gün boyunca çocuğu kapı kapı gezdiren, ufaklığın hiçbir telkin tınmayan sabit bakışlarını ve iyice güçsüzleşen bedenini umutsuzca izleyen aile, on gün sonra yaşlı adamın karşısına çıkmışlar. Yaşlı adam sabırsızlıkla kendisine bakan anneyle babanın elinden çocuğu tutup yanına çekmiş, ona şöyle bir bakmış:
- "Baldan başka şeyler de yeniyor, daha iyi oluyor..." demiş ve bir parça ekmek uzatmış. Çocuk da başını sallayıp ekmeği kemirmeye başlamış.

O günden sonra her şeyi yemeğe başlayan çocuğun ailesi bayram etmiş tabii. Ama babası bir yandan da büyük bir meraka düşmüş. "Bu dervişin söyledilerini bin kere başkaları da söyledi. Daha güzel, daha etkileyici laflar edenler de oldu. Ama çocuk niye bu adamı dinledi? İhtiyardaki keramet nedir? Dur hele... Belki işime yarar... İşin sırrını öğrenirsem herkese istediğim her şeyi yaptırırım" deyip yaşlı adamın peşine düşmüş. Onu görür görmez dolambaçlı yollardan sorusunu sormuş.

Derviş bu karmaşık laflar içindeki soruyu farkedince gülümsemiş. "Basit" demiş. "Ben de bal düşkünüyüm. Kulübenin arkasında iki kovan var. Bazı günler sadece bal yiyorum. Başka şey yemek hiç canım istemiyor. Zorunluluktan yiyorum. Siz çocuğu getirdiğinizde ağzımdan çıkan sözün sahibi olmak için on gün müsaade istedim ve on gün ağzıma bal koymadım. Zor oldu ama başardım. Gördüm ki baldan başka şeyler de yenirmiş. Bunu söyledim. Çocuk benim kendi söylediklerime yürekten inandığımı hissetti. Bu nedenle inandı" demiş ve keramet avcısı babanın gözlerine bakıp sözlerini şöyle bitirmiş:

"Yürekten akan sözler yüreğe akar. Ağızdan çıkan sözler ise bir kulaktan girer bir kulaktan çıkar..."

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bir Bardak Çay Gibi Ömür Kimininki Bir Dikişte Biter. Kimininki İse Yudum Yudum Dibinde Kalan Çöpler İse Hayattan Kalan Kalıntılar



Kategoriler

Kategori yok

Arkadaşlarım

nurmutfakta
guldeste18
ccna
7x7x7
suyundunyasi2
kartopuyumagi
igra
rufeydem
elahobi
bilginerdogan
bidunyahobi
bebekorgusu
pasha42
emelceorgu
myoopie
kadifece
bennur76
somer
nnur
kaankuzucu
gulldeste
annelerimizvemelekleri
makhina
caferose
pelincen1
btugan
saclariniz
orgugunleri
usta28
LeyL67
munu
sevgipinari01
edaca30
pembelila
refikabusem94
ozgur544
gulkokulum
nefci
nasibim
cansofi
bilimhaberleri
neslihobi
ebrugiller
busu
genetikvebilim
dilekmine
aslihs
vezirhan
selmahlc
bluepoison
ezgim3
rahmetyagmuru
esrakurt
benelifim
sessizciglik1
eFteLya88
kamelya1968
aysegokce
ozguncehobi
mehpareogt
farklitatlar
mabet
rengarenktaki
EsMaLaL
serpil69
havadisci
elifozturk
egitimspormizah
kumaralemi
farenjitnedir
mehmetorhandurdu
webmasterkaynaklari
ummahindostlari
nefise45
kesintisizguckaynagi
teknikpcdersleri
ahmetyazar
genetiknedir
babacandir
teknoarsiv
enpopuler
ireminsayfasi
tasarimdunyam
telkirmayasemince
tees
karakalemlerimiz
bayramsekeri
dolunayayazi
putri
fiberoptikci
berrenuraydemir
kadircpkn
ecemedestek
bebeksepeti
siberdevlet
neselimden
kardelenim77
ekolmany
koaksiyel



Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.us


nasmina nasmina nasmina nasmina nasmina nasmina nasmina nasmina Image Hosted by ImageShack.us